DEVLET, ANAYASA İLE DOĞAR VE YAŞAR

“Hakimiyet bilâ kayd ü şart milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.” (Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, 20.1.1337). Kurucu metin olan 1921 Anayasası’nın 1. Maddesi böyle. Birçok devlet gibi Türkiye Devleti de, bir Anayasa ile kuruldu ve bugüne kadar, asker? darbelerin kendilerine özgü geçiş dönemleri dışında “anayasal devlet” olarak varlığını sürdürdü. Artan ... Devamını Oku »

“TAŞIMALI SANDIK”, TARTIŞMALI DEMOKRASİ

“TAŞIMALI SANDIK”, TARTIŞMALI DEMOKRASİ

“Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır” (Any., md.67/2). 1 Kasım “tekrar” seçimleri için “güvenlik gerekçesi” ile gündeme getirilen “sandık birleştirme” ve “taşımalı sandık” uygulaması, aktarılan temel seçim güvenceleri bakımından mümkün mü? Cizre ve Yüksekova’da İlçe Seçim Kurulları, bu yönde ... Devamını Oku »

“ANKARA KATLİAMI”’NA HUKUKİ YAKLAŞIM

“ANKARA KATLİAMI”’NA HUKUKİ YAKLAŞIM

10 Ekim Ankara katliamı üzerine, komplo teorileri bile üretildi.  Bu yazıda öne çıkan iki yanlış bilgiye dikkat çekilecek:  başka saldırılarla karşılaştırma; sorumluluk ve istifa. Tarihimizin en büyük katliamı ardından Hükümet edenlerin sorumsuz açıklamaları ve kolluk güçlerini kullanma tarzı, aslında “sorumlu kim?” yanıtı için somut malzemeler sunuyor. Bir kısım medya ise,“muhalifin yaşam hakkını yok etmeyi meşrulaştırma” ... Devamını Oku »

“TEK PARTİ ÇOĞUNLUĞU SAĞLANSA DA KOALİSYON ŞART”

“TEK PARTİ ÇOĞUNLUĞU SAĞLANSA DA KOALİSYON ŞART”

Dün Haydarpaşa yerleşkesinde Genç Hukukçular Kulübü tarafından düzenlenen “Koalisyon Sınavındaki Türkiye” başlıklı konferansta kullandığım cümle bu. Seçimlere 9 gün kala, konuya son 9 ay boyunca yaklaşım tarzımı 3 döneme ayırarak özetlemeye çalıştım: 12 Şubat (Bkz. “Siyasal rejim nedir?”) – 7 Haziran (seçim);  7 Haziran-20 Temmuz (Suruç katliamı) ve 20 Temmuz-1 Kasım (2. Seçim) dönemi. Kuşkusuz, ... Devamını Oku »

“ANAYASA DARBECİLERİ”NE DİKKAT!

Türkiye’de bir “anayasa tartışması” yapıl(a)mıyor; daha çok, “anti militer anayasa” ve “sivil anayasa” söylemi ile bir “rejim dayatması” süreci işletilmek isteniyor. Daha doğrusu, rejim değişikliği ve anayasa yoluyla, bir toplum mühendisliği tasarlanıyor. Bu nedenle, verili bir “kişi” için yönetim arayışı “sıcak” tutuluyor. Ama tartışılması gereken konular, telaffuz bile edilmiyor. Bunların başında, parlamenter muhalefetin anayasal statüsü ... Devamını Oku »

“DEMOKRATİK ÖZERKLİK” TALEBİ, ANAYASA İHLALİ Mİ? (Güç bizim, kural ise sizin…)

“DEMOKRATİK ÖZERKLİK” TALEBİ, ANAYASA İHLALİ Mİ? (Güç bizim, kural ise sizin…)

HDP’nin 14 maddelik “demokratik özerklik” bildirisi karşısında Saray ve Hükümet ile AK Parti, “ihanet korosu” oluşturdu. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Adalet Bakanı, bildiriyi vatan hainliği olarak niteledi. Üst üste açıklamaları ve kullandıkları dil, yargı organlarını göreve çağırmakla sınırlı kalmadı; HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ı da siyasal bir hedef haline getirdiler. Bu ne anlama geliyor? ÜÇLÜ İTTİFAKIN TEHLİKELERİ… Saray ... Devamını Oku »

“Yerli” ve “Milli” Anayasa Çelişkisi

“Yerli” ve “Milli” Anayasa Çelişkisi

“Sivil anayasa”dan “yerli ve milli anayasa”ya geçiş, on yıllık evrime mi işaret eder? Gerçi bunlar anayasa hukukuna özgü deyimler değil; ama daha önemlisi, anayasa amacı ile “yerli ve milli” arasındaki çelişkidir.   ANAYASA UZLAŞMA KOMİSYONU (AUK): KULLANIM TARZI AK Parti, 2007’de saydam olmayan “sivil anayasa” ! girişim ve sonlandırma tarzına göre, 2011’de usul olarak eşitlikçi ... Devamını Oku »

Anayasal birikim farkındalığı…

Anayasal birikim farkındalığı…

Anayasa’nın üstünlüğü ve bağlayıcılığı üzerine Anayasa kültürü oluşturmak, pozitif anayasa hukukunun iktidar için sınırlayıcı, bireyler için güvence özelliğini öne çıkarmak anlamına gelir. Genellikle yürürlükteki anayasal düzenin sorunları üzerinde durulduğundan, kazanımlar ihmal edilir. Oysa, birikim farkındalığı, dinamikleri bakımından daha işlevseldir. Bu yazı, sorunun bu yönüne giriş olarak da görülebilir. Anayasal değişimi ve başkalaşımı ortaya koyma gereği ... Devamını Oku »

“Dayanışma Hakları”nın Hukuksal Değeri (Soyut Talepler mi, İnsan Hakları mı?)

“Dayanışma Hakları”nın Hukuksal Değeri (Soyut Talepler mi, İnsan Hakları mı?)

Barış, gelişme, çevre ve insanlığın ortak malvarlığı, evrensel değerler olarak İnsan hakları (İH) ‘nın konusu olabilir mi? Bu değerlerin bütün insanlar, bütün halklar ve uluslar tarafından «Dayanışma Hakları» (DH) olarak tanınması, korunması ve uygulamaya konması görüşü, İnsan Hakları nitelemesini haklı göstermekte1 ise de, bu yeni kategorinin hukuksal değerine yapılan itirazlar sürmektedir. Önce klasik görüş olarak ... Devamını Oku »