CHP AÇTI, AKP KAPATABİLİR Mİ?

CHP AÇTI, AKP KAPATABİLİR Mİ?

Cumhuriyet dönemi, ‘siyasal iktidarın serbest seçimler yoluyla eldeğiştirmesi’ (siyasal münavebe) açısından nasıl okunabilir?

 

14 MAYIS 1950

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve yöneten CHP’nin çok partili sistem için 1924 ve 1930’da ortaya koyduğu irade, 1946’da gerçekleşti. Cumhuriyet’in 27. yılında iktidarı, TBMM’de çoğunluğu sağlayan Demokrat Parti’ye devretti. Serbest seçimler yoluyla barışçıl bir biçimde gerçekleşen siyasal münavebe, Dünya demokrasi tarihine geçti.

 

14 MAYIS 2023

AKP, TBMM’de çoğunluğu 2002’de Cumhuriyet’in 78. Yılında elde etti ve seçimler zamanında yapılırsa, Cumhuriyet’in 105. yılına dek 26 yıl süreyle “siyasal münavebesiz” ülkeyi yönetmiş olacak.

Bunu çeşitli güçbirliği yollarıyla gerçekleştiren AKP, Cemaatle  ayrışması nedeniyle, tek başına girdiği 2015 seçimlerinde  azınlığa düştü. Davutoğlu, Koalisyon yolunda CHP’yi oyaladı; Erdoğan ise, Kılıçdaroğlu’na Hükümeti kurma görevi verme yerine seçimleri yineledi.

Eski ortağının 2016’da darbe girişimi ardından AKP, bu kez MHP ile yürümeye başladı:  2017 Anayasa değişikliği, “insan haklarına dayanan demokratik ve sosyal hukuk Devleti” özünü zedeledi.

Anayasa’nın 67 (seçimler), 68 ve 69. (siyasal partiler) maddelerine dokunmayan AKP-MHP, Anayasa değişikliği uyum yasaları yerine seçim yasasına el attı. Seçim ittifakları düzenlemesi, siyasal partileri kimliksizleştirmek için ilk adım oldu.

Partilerde örgütsel, hukuki ve siyasal kimlik zedelenmesi, etkilerini 14 ve 28 Mayıs’ta Millet İttifakı ve 6’lı Masa üzerinde açıkça gösterdi.

Kişi-Parti-Devlet birleşmesi” ise, Türkiye Cumhuriyeti’ni “tarikat ve cemaatler, Hizbullah ve  kılıçlı imamlar” mecrasına yönlendirdi.

 

BEKA YASALARI

Devlet’i çözülme sürecine sokan 2017 kurgusunun 5 yıllık uygulaması, demokratik muhalefet için siyasal münavebe umudunu yaratınca, Cumhur İttifakı, bir kez daha seçim yasası (7393 sy.) değişikliğiyle 1950’de konulan kuralları kaldırdı. Sansür yasasını (7418 sy.), toplumu  baskılamaya yönlendirdi: demokratik siyaset (seçim-partiler) ve demokratik toplum (ifade ve örgütlenme özgürlüğü), Saray gözetimine sokuldu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, OHAL KHK’lerini çağrıştıran yaptırım aygıtına dönüştürüldü.

27. yasama döneminde CHP olarak iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğumuz 200’ü aşkın yasa ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin önemli bir kısmı açık veya örtülü olarak ‘münavebe’ yolunu kapatmaya yönelik. Bireysel ve toplu özgürlükleri sınırlayan, kamu görevinde liyakatı kaldıran, çevreyi ve ülkeyi yağmalayan partizan, rantçı ve emekçileri yoksullaştıran yasalar.

TBMM’ye AKP, Hizbullah mirasçılarını ve cinsiyet eşitsizliği savunan partileri taşırken; CHP de, emek-uzmanlık ve liyakat çizgisinde ‘nitelikli yasama’ yerine,   küçük partilere yüksek temsil olanağı sağlayarak TBMM’nin muhafazakar kanadını pekiştirdi.

Ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğü zedelenen Türkiye Cumhuriyeti, 100. yılına siyasal münavebe gerçekleştirilemeden girdi.

 

SANDIK VE SEÇİM

AKP, 21 yılda, 6 genel+4 yerel+3 Anayasa=13 sandık kurdu. Sandıkları, münavebe yolunu kapatmak için kullandı ve  toplumu da yoksullaştırdı.

Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu sandık, demokrasiyi sönümlendirme riskine açık hale getirildi.

100. yıldan bakıldığında, CHP, Dünya demokrasi tarihine geçen 14 Mayıs 1950 dönüşümünü sağlayarak Cumhuriyet’i demokrasi ile taçlandırdı. Son çeyreğinde ise AKP, yasal ve meşru olmayan (montaj videolar, çete-mafya, paramiliter örgütlenme, terör söylemi…) her aracı kullanarak Cumhuriyet kurumlarını ve kurallarını siyasal iktidarın eldeğiştirmesini engelleyecek derecede dejenere etti.

Güncel ana soru şu: CHP başta ve demokratik Cumhuriyetçiler, “mikro-iktidar” çekişmelerini aşarak demokrasinin ancak “siyasal iktidarın eldeğiştirmesi” ile yaşayabildiği gerçeğini ne zaman görebilecek?

Siyasal münavebe için  hukuk yoluyla demokrasi düzenekleri üzerinde kafa yorarken, İsrail-Gazze  hattında  yaşanan vahşet karşısında, TC için Lozan Barış Antlaşması’nın önemi ve  Saray saltanatı için yabancılara sürekli toprak satışının olası riskleri üzerine uyanık olunmalı.

 

İbrahim Ö. Kaboğlu (BirGün, 12 Ekim 2023)

Yoruma kapalı.