ADALET, DEMOKRASİ VE ÖZERKLİK

ADALET, DEMOKRASİ VE ÖZERKLİK

Başlık üçlüsü, ‘3 İ’ ile somutlaştırılabilir: işlev, işleyiş ve işlemler.

Bu iki üçlü, şöyle eşleştirilebilir: adalet işlevi, demokratik işleyiş ve özerk işlem.

1) Adalet: Türkiye Devleti olarak Cumhuriyet’in nitelikleri, “adalet anlayışı” esas alınarak yazılmıştır (md.2). Barolara, Cumhuriyet’in nitelikleri ile örtüşen görev ve yetkiler tanınmış, sorumluluk ve yükümlülükler verilmiştir: hukukun üstünlüğünü savunmak ve insan haklarını korumak (Av. K. 76/1).

Hangi hukuk? Yasalar, Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, hukukun genel ilkeleri. Hangi insan hakları? Anayasa’da öngörülen bütün hak ve özgürlükler ötesinde, madde 2 yoluyla evrensele açılan kapı: “insan hakları”.

2) Demokrasi: “Organları kendi üyeleri tarafından gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişileri” olarak (Any., md.135) barolar, “demokratik hukuk devleti” (Any., md.2) bağlamında yer alırlar; aynı zamanda, “çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır” (Av. K., md.76/1).

3) Özerklik: Adalet anlayışını uygulamaya geçirme ereğinde demokratik kurum olarak baro çatısı altında yürütülen “kamu hizmeti ve serbest meslek” öznesi avukat, “yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder” (Av. K. md.1). Avukatlığın amacı; “hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derece yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır” (md.2). Barolar düzenleyici, denetleyici ve yaptırım niteliğindeki işlemlerini değinilen anayasal ve yasal hükümler çerçevesinde kendi yönetim, denetim ve disiplin kurulları yoluyla yapar ve uygulamaya koyar.

“Özerk işlem veya tasarruflar”, “adalet işlevi ve demokratik işleyiş”in doğal sonucu olduğundan olası bir yargısal denetim de, işlemlerin icrai ve kamusal niteliği çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

“Hukukun üstünlüğü ve insan hakları”, Osmanlı Devleti modernleşmesi ve Türkiye Cumhuriyeti gelişmelerinin ürünüdür. 2017 Anayasa değişikliği ile, tarihimizde ilk kez Devlet başkanlığı ve Yürütme birleştirilerek yaratılan kişisel iktidar, Devlet organlarının ve kamu kurumlarının insan haklarını koruma ve geliştirme yükümlülüklerini yaşamsal kılmıştır. Hükümet, siyasal sorumluluk ve karar alma düzenekleri kaldırılmış olsa da, Türkiye’nin “sınırlı iktidar ve güvenceli özgürlükler” ikilemindeki kazanımları çok güçlü olup, OHAL ortam ve koşullarında dayatılan Anayasa değişikliği ile tasfiye edilemez. İki yüz yıllık kurumsallaşma ve hukukileşme, yüzyıllık Avrupalılaşma ve uluslararasılaşma tarihi, iktidar ve özgürlük ikileminde iktidarın sınırlanması ve insan haklarının güvencelenmesi konusunda geriye dönülmesi olanaksız kazanımları beraberinde getirmiştir.

Kazanımların korunması ve ileriye götürülmesinde bir kamu kurumu olarak aynı zamanda yurttaş mekanında yer alan baroların belirleyici konumu ve gücü, ancak “adalet işlevi, demokratik işleyiş ve özerk işlem” üçlüsünde pekiştirilebilir. (Gazete Baro Sayı 2, Mart 2025)

Yoruma kapalı.