“Borçka Belleği” Nadir Ataman

“Borçka Belleği” Nadir Ataman

Borçka-Artvin ve Türkiye, bir belleği, bir eğitimcisi ve insanlararası ilişkiler örücüsünü kaybetti. Ankara Üniversitesi  Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu olan Nadir Ataman, yalnız öğrtetmenlik yapmadı; uzun yıllar yöneticilik görevleri de üstlendi: ortaokul ve lise müdürlükleri, ilçe milli eğiitim müdürlüğü görevleri, mesleki yaşamında önemli bir yer tutar. İlk görev yeri Kıbrıscık (Bolu) olan Nadir Ataman, 1970-1982 yılları arasında Borçka Ortaokulu ve Lisesi Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevleri, doğduğu, ilk, orta ve lise öğrenimini yaptığı İlçe’nin ve İl’in insanları ile haşır neşir olmasını sağladı. 1983-85 yılları arasında Karamürsel Lisesi Müdürü ve İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yaptı. Mesleki yaşamını Adapazarı Akşam Lisesi ve Sakarya Anadolu Lisesinde sürdüren Ataman, 1995 yılında emekli oldu.

Bugün büyük kısmı emeklilik çağına gelmiş bulunan binlerce öğrencinin yetişmesine katkıda bulunan Nadir Ataman, öğrencilik yaşamından itibaren folklor etkinlikleri içinde de yer aldı ve bu yeteneğini hep sürdürdü. Bu nedenle, kendisi aynı zamanda “Artvin Folklor Öncüsü” olarak anılır.

Emeklilik sonrası dönemde, Ankara (1995-2015) ve İstanbul (2015-2025) yıllarında Artvin ve Borçka Vakıf ve Derneklerinde yer aldı; toplumsal dayanışma ve ilişkiler ağları örerek bir tür ‘bölgesel bellek’ yarattı.

Nadir Ataman’ı Ankara ve İstanbul yıllarında tanıdım. Borçka Ortaokulu’nda benden çok sonra ve kardeşlerim Bahri ve  Menfiye’nin,  – geçen yıl kaybettiğimiz- Naci’nin, aynı zamanda en küçüğümüz Kevser’in, Borçka Ortaokulu ve Lisesinde ‘aile boyu’ öğretmeni olmuştu. Son derece disiplinli, öğrencileri ile iletişimi iyi ve olumlu bir duruşu, öğrencilerinin  paylaştığı bilgiler arasında idi.

Borçka Özel İdare Memuru ve amiri olan Babam Hüseyin Avni Özden (Kaboğlu) ve  Nadir Ataman Borçka’da aynı dönem görev yapmışlardı. Gerçi, aktif kamu görevililiği örtüşmesi, Nadir Ataman’ın ilk yılları ve Hüseyin Avni Özden’in son yılları ile sınırlı kalıyordu. Ancak, Nadir Ağabey’in Babam hakkında bilgisi ve anlatımları, tanışma döneminin daha geniş bir zaman dilimine yayıldığı kanaatini uyandırdı hep bende.

Nadir Ağabey’in ölüm haberini alınca, bellek bobini geçmişe sardı ve kendisine de Ağabey olarak hitap ettiğim, yine bölgemizin –hatta İçkale Vadisi’nin- seçkin ismi şair Hasan Çelebi aklıma geldi. Söz ve bellek gücü pek etkileyici idi Hasan Ağabey’in. Öyle ki, Nazım Hikmet’in Kırk Haramiler şiirini bile doğaçlama ve ezber okuyan Hasan Çelebi için Salah Birsel, bir yazısında “bellek herkülü” nitelemesi yapmıştı.

Bu nitelemeden esinlenerek Nadir Ataman için “Borçka belleği” nitelemesi yapılabilir. Borçka Ortaokulu’nu 1966’da bitirince Ortaokul arkadaşlarımın çoğu Artvin Lisesi’ne gitmişti. Ben ise, Bursa Atatürk Lisesi’ne; haliyle Borçka’da sürekli ikametim Eylül 1966’da sonlandığı için artık anılar öne çıkmaya başladı.

Ankara yıllarımda Borçka Ortaokulunda derslerimize giren Av. Ahmet Vehbi Melek, Borçka ve Artvin belleğinin canlı tutulması için çok çaba gösterdi. Av. Hasan Arifağaoğlu ile yaklaşık kırk yıl sonra yollarımız İstanbul’da kesişti ve ailece görüşmeye varıncaya dek anılar sarmalı, baba ve anne tarafına yayılarak aileler boyu devam etti.

Nadir Ataman, acıların  paylaşılarak azaltılması ve sevinçelerin ise yine paylaşılarak pekiştirilmesi  elçisi idi adeta. En yakın akrabalarımın bile haberlerini kendisinden alırdım. Bunların başında kendi kuşağından halamın oğulları Rıfat, Hilmi, Zeki ve Sezai Şentürk’ler gelirdi. Kendilerine ilişkin güncel bilgileri anında paylaşırdı benimle. Üç yıl önce aramızdan ayrılan Rıfat Ağabey ve geçen yıl kaybettiğimiz Zeki Ağabey’in defin törenlerinde (sırasıyla 11.02.2022 ve 19.06.2024)  Nadir Ataman’ın  yaptığı  konuşmalar, anılar üzerine bellek tazelemesi değil yalnızca, aynı zamanda vefa örneği idi.

Ailelere ilişkin güncel bellek ve geçmişe dair anı ve bilgiler ile dolu olan  Nadir Ataman, babam hakkında da bilmediğim birçok bilgi paylaşımında bulundu benimle. Kendisi ile hukukum 2000’li yılların başlarında daha çok Ankara buluşma ve toplantılarında oluşmaya başladı. Yöre halkı ve öğrencilerinin aileleri hakkında birçok canlı bilgiye sahipti. Toplantılarda söz alır ve Babamın örnek kişi özelliğini giyim tarzından davranışlarına  ve toplumsal ilişkilerine dek hep vurgular ve  betimlerdi.

Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu’nun 26 Şubat 2003 günü ilk toplantısı ve üyelerinin oyları seçilmiş olduğum Başkanlık görevim çerçevesinde insan hakları raporları hazırlamıştık. Ekim 2004’ten itibaren ırkçı milliyetçiler ve Fetöcülerin (o zaman Fetullahçılar deniyordu; ya da AKP’lilerin deyişi ile Hizmet hareketi) saldırılarına maruz kalmıştım. Artvinliler Derneği’nin düzenlediği destek toplantısında Nadir Ataman, Kaboğlu ailesinin yurtseverliğini ve benim ulusal bütünlük karşıtı olamayacağımı kanıtlamak için Osman Nuri Kaboğlu’nun Borçka’nın kurtuluş mücadelesinde belirleyici işlevini  anlatmıştı. Borçka 7  Mart Gazetesinde tefrika olarak 1950’li yayımlanan  hatıratın, Osman Nuri’nin anlatımı ile Hüseyin Avni’nin kaleminden çıktığını muhtemelen biliyordu.

Ne rastlantı!  Aynı aylarda ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan da, bütün şube başkanlarını biraraya getirdiği bir büyük toplantıda, sözlerine, “İbrahim Kaboğlu’nun kim olduğunu ve nasıl bir aileden geldiğini biliyor musunuz?” sorusu ile başlamış ve Borçka’nın kurtuluşuna yollama yapmıştı.

Nadir Ataman, toplantılarda sözel olarak bellek aktaran ve vefa duygusunu dile getiren bir kişi olmanın ötesinde, yemek ve diğer ortak toplantı düzenlemelerinde hep öncülük yapardı. Dahası, eyleme dönük dayanışma amaçlı birçok faaliyet…

Bir örnek: 18 Haziran 2018 seçimleri öncesi seçim çalışmaları sırasında bir gün elime bir zarf verdi. Bu, dedi, seçim kampanyası için hemşehrilerin gönüllü katkısı; içinde isimler çizelgesi de yazılı idi. ‘Nadir Ağabey, hiç gerek yoktu; neden zahmet ettin” vb sözlerime karşın kendisi, dayanışma amaçlı ilişkilerini hep sürdürdü.

Baro Başkanlığına seçildikten sonra da Nadir Ataman ile sıcak ilişkilerimiz hep sürdü. Torunu Halil Ata Yıldırım’ın Avukatlık ruhsatını benim elimden almasını pek önemsiyordu. Ama ziyareti onunla sınırlı kalmadı; en az üç dört kez daha geldi. Bu vesile ile saygıdeğer babasının özgeçmişini benimle paylaşan kızı sevgili Şeyda Ataman Yıldırım’a da teşekkür etmek isterim.

Amansız hastalığını yine kendisi telefonla duyurmuş ve tedavisi hakkında bilgi vermişti. Acı haberi, 16 Aralık 2025 günü yayıldı.

Bu yazıyı hızlıca çatarken Sezai Şentürk, şu bilgiyi iletti: “1953 yılında Borçka Ortaokulu’nda başlayan arkadaşlığımız, lise yıllarında ve öğretmenlik mesleğimiz boyunca da devam etti. Bu dostluğumuz, ailelerimizi de birbirine yakınlaştırarak güçlü bir aile dostluğu kurmamızı sağladı. Sevgi ve saygıya dayalı bu birlikteliğimizin, sevgili dostumun hayata vedasıyla sona ermesi beni derinden üzmüştür. Sonsuz yolculuğunda huzur içinde uyu. Anılarımız hep benimle yaşayacak”.

Borçka ve Artvin önemli bir belleğini, Türkiye Cumhuriyeti ise, bir yurtsever eğitmenini yitirdi. Anılarını yaşatmak, bizlerin görevi. Nur içinde yat Nadir Ağabey! Minnet duygularımızla… (Karçal Dergisi 6. Sayı)

Yoruma kapalı.